
“ Çevremde dalkavukların olmasını istemem, zira insanın çevresinde ‘Hayır –bunun başka bir yolu daha var’ diyen insanlara ihtiyaç vardır. O bunu yapabiliyordu. Yaptı da. Bunun için onu teşvik ettim. Analizlerine rakibe karşı nasıl oynayacağını da dahil etmesini söyledim” diyor Louis Van Gaal ve devam ediyor “ Her zaman bu tür katkıları kamçılarım, fakat onun analizci olarak özel niteliklere sahip olması nedeniyle, kendisine diğer asistanlarıma gösterdiğimden biraz daha fazla dikkat gösterdim. Evet, tabi ki takımın nasıl oynayacağına karar veren her zaman baş antrenördür, ama kesinlikle José’nin bakış açısını da duymak isterdim...” Louis Van Gaal, 1997-2000 yılları arasında Barcelona’da yardımcılığını yapan Mourinho’ya, ileride onu en iyilerden biri yapacak cesaret ve özgüven tohumlarını nasıl ektiğini işte bu sözlerle anlatıyor. Aradan tam 10 yıl geçti. Şimdi; haddinden hızlı büyüyen bu kibirli ağacın dalları dolunayı gölgeleyerek; yaşlı kurdun kariyerinin en parlak anlarından biriyle arasında duruyor.

22 Mayıs’ta, Bayern Münih ve Inter 2010 yılının Şampiyonlar Ligi Şampiyonu olmak için Madrid’te karşı karşıya gelecekler. Ancak o gün iki teknik adam, ellerinden hiç düşürmedikleri not defterlerini karalarken, tarihin yaldızlı sayfalarına da iz bırakmak isteyecekler. Çünkü, Mourinho ve Van Gaal’den biri Şampiyonlar Ligi’ni 2 farklı takımla kazanan 3. teknik direktör olacak. Mourinho 2004’te Porto ile Van Gaal ise 1995’de Ajax ile ilk kupalarını kaldırmışlardı. Bunu daha önce başarabilen 2 isim ise; 1997’de Borussia Dortmund’u, 2001’de Bayern Münih’i şampiyonluğa taşıyan Ottmar Hitzfeld ve 1970’de Feyenoord’u, 1983’de Hamburg’u Avrupa’nın en büyüğü yapan Ernst Happel.
Eğer başarıya ulaşan Mourinho olursa, Inter kupayı kulüp müzesi yerine Milano’da bir modern sanat galerisine koysa yeridir. Zira, Şampiyonlar Ligi’ndeki son finalini 1972 yılında oynayıp Ajax’a kaybeden Mavi-Siyahlılar, kupayı en son kazandıklarında sene 1965, kupanın adı Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası, futbolun adı neyse ki(!) hala futboldu. Bu açıdan, Santiago Bernabeu’yu “ 45 senelik bu çile, bitsin artık bu sene “ ile inletmesi muhtemel Inter taraftarlarına göre çok daha şanslı son kupasını 2001’de alan Bavyeralılar.
Bayern Münih, Şampiyonlar Ligi Finali ve şanstan bahsederken akıllara 1999’daki o unutulmaz finalin gelmesi kaçınılmaz. Manchester United karşısında 90. dakikaya 1-0 önde girmelerine rağmen, son saniyelerde yedikleri gollerle finali 2-1 kaybedip Lineker’in ters psikolojisine kurban gitmişlerdi. İngiliz golcü o ünlü sözünü “ bu dahil bütün genellemeler yanlıştır” ile devam ettirmiş olsaydı sonuç aynı olur muydu bilinmez. Ancak bilinen bir şey var ki o da almanların bir finali daha trajik bir şekilde kaybetmek istemediği.

Bayern Münih Juventus’u deplasmanda 4-1 yenerek sezonun tersine esen bütün rüzgarlarını bir anda arkasına aldığı A Grubu’nda; Bordeaux ve Maccabi Haifa’yı geride bırakarak 10 puanla 2. oldu. İlk 16’da Fiorentina’yı 2-1 ve 2-3’lük skorlarla eledikten sonra çeyrek finalde Manchester United karşısına çıkarken, 11 yıl önceki o finalin hesapları Van Gaal’in not defteri suretinde açılmıştı bile. Ancak 2-1 kazandıkları ilk maçın ardından Old Trafford’da skor United lehine 3-0’ken hiç kapanmayacakmış gibi duran almanların hesabı; alman usulü değil, Arjen usulü ödenecekti. Eski Real Madrid’li Arjen Robben, sezonun birçok maçında olduğu gibi müthiş oynadığı maçta adrese teslim bir voleyle skoru 3-2’ye getirip, takımının final biletini Lyon aktarmalı Madrid olarak ayırtmış oldu. Fransa’dan ise Olic’in hızlı tren etkisindeki golleriyle neredeyse transit geçen Van Gaal ve öğrencileri; kendilerini beklediklerinden daha kolay bir şekilde Madrid’te buldular.
Inter ise final yolculuğuna; Barcelona, Dinamo Kiev ve Rubin Kazan’ın bulunduğu F Grubu’nda başladı. Gruptan 9 puanla 2. olarak çıkan Mourinho’nun ekibi, tek mağlubiyetine deplasmanda Barcelona karşısında 2-0 ile uğramış, gruplardaki en büyük eşleşmeden çıkan bu sonuç da uzay takımı Barcelona’nın bir kez daha Şampiyonlar Ligi’ni rahat bir şekilde kazanacağı şeklinde yorumlanmıştı. Oysa ki aynı Inter; Nou Camp’ı bir sonraki ziyaretinde tiyatrosever Barça taraftarına, Mourinho’dan “ en güzel mağlubiyet” adında 2 perdelik modern bir Catenaccio uyarlaması seyrettirecek ve 1-0’lık yenilgiye rağmen adını finale yazdıracaktı.
Birlikte çalıştıkları 3 senelik dönemde 2 İspanya Ligi şampiyonluğu, 1 İspanya kupası ve 1 de süper kupa kazanan Mourinho ve Van Gaal’in 2000 yılında ayrılan yolları aradan geçen 10 senenin ardından ilk kez kesişecek. Yanyana kulübelerde; ellerinde defterler, oyun stratejilerinin merkezinde de Bernabeu çimlerinin kokusunu iyi bilen 2 hollandalı Sneijder ve Robben ile Madrid’te karşı karşıya gelecekler. Yönettikleri her takımda izleyenlerde en az bir duble rakı keyfi yaratan, bu eskinin hoca – öğrencisi, her daimin futbol dahisinden hangisi ötekinin “ duble”sine mani olacak, 22 Mayıs’ta Madrid’te belli olacak.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder